Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün verilerine göre, her yıl dünyada 570 bin kadın rahim ağzı (serviks) kanseri tanısı alıyor ve her yıl yaklaşık 311 bin kadın rahim ağzı kanserinden yaşamını yitiriyor. Rahim ağzı kanseri tanısı konan kadınların yaklaşık %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Rahim ağzı kanseri gelişmiş ülkelerde de en çok görülen kanserler listesinde ikinci sırada yer alıyor. Fakat bugün artık rahim ağzı kanseri önlenebilir ve erken tanı konulduğunda tedavi edilebilir. Bu kansere human papilloma virüsü (HPV) denilen virüsün yarattığı enfeksiyonun yol açtığını biliyoruz. HPV virüsünün 15 farklı tipi bulunuyor. HPV’ye bağlı gelişen kanserlerin %75’ine Tip 16 ve Tip 18 tiplerinin neden olduğu biliniyor.

Rahim ağzı kanserinde aşıların gelişmesinden ve yaygınlaşmasından önce önleyici hizmetler bakımından tarama ve takip en önemli yöntemdi. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ve dezavantajlı gruplarda yer alan kadınlar kanser tarama sistemine dahil olamadıklarından daha büyük risk altındalar. Bugün HPV enfeksiyonuna bağlı gelişen kanserlerin aşı uygulaması ile önlenmesi mümkün. HPV aşısını uygulayan ülkelerden biri olan Avustralya’da rahim ağzı kanseri için rutin taramada yüksek riskli tip HPV virüsü tespit edilen kişi sayısında ciddi miktarlarda azalma olduğu biliniyor.

Günümüzde 3 farklı koruyucu HPV aşısı kullanılıyor ve aşılar 2’li, 4’lü ve 8’li olarak genellikle 3 doz olarak uygulanıyor. İkili aşı en çok rahim ağzı kanseri yapan iki HPV tipine karşı koruma sağlıyor ve özellikle ulusal aşı uygulaması kapsamına alınması büyük önem taşıyor.

Aşı neden 15 yaştan önce yapılması öneriliyor?

HPV aşılarının 15 yaşa kadar en iyi etki gösterdiği biliniyor ve 15 yaşa kadar yapılamıyorsa da 26 yaşına kadar yapılması tavsiye ediliyor; ama 15 yaştan sonra etkinliğinin giderek azaldığı bilimsel olarak gösterilmiş. Çünkü ergenlik çağında bağışıklık sistemi en iyi yanıtı veriyor ve aşının etkinliği açısından çok önemli bir şey var ve o da daha önce virüsle karşılaşmamış olmak gerekiyor. HPV aşısının tedavi edici değil önleyici bir aşı olduğu unutulmamalı. Bu nedenle cinsellik yaşamadan önce ve bağışıklık sistemi yanıtının eni iyi alındığı yaşlarda yapılması koruyuculuk bakımından önemli. Cinsel yaşamına başlamamış ve virüsle hiç karşılaşmamış kadınlarda ikili aşının kansere neden olan en sık iki tip HPV enfeksiyonuna karşı %100 koruduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiş.

HPV aşısının hem kız hem de erkek çocuklara yapılması öneriliyor. Dünya çapındaki tüm uzmanlar 11-12 yaşındaki çocukların aşılanmasının önemi konusunda fikir birliğine ulaşmış durumda. Avustralya, Kanada, Portekiz, Norveç, Finlandiya, Danimarka gibi gelişmiş ülkelerde ücretsiz olarak okul aşılaması yapılıyor. HPV aşısı, çocuklara 9 yaşından itibaren yapılabiliyor. Eğer çocuk okul aşılamasını kaçırdıysa; erkeklerde 21, kızlarda ise 25 yaşına kadar telafi aşılaması yapılabiliyor ama etkinliği bu yaşlarda daha düşük oluyor.

Aşının ciddi yan etkileri var mı?

HPV aşısı canlı veya ölü mikrop bulundurmadığından aşının enfeksiyon, kanser veya ölüm gibi ciddi yan etkileri yok. Sadece çocukluk çağı aşıları gibi hafif ateş, aşı yerinde hafif ağrı ve kızarıklık yapabiliyor.

 

HPV aşısının yapılması cinsellikle ilgili davranışları etkiler mi?

Dünyada ebeveynlerin aşıyla ilgili en çok duyduğu kaygı aşının cinsel davranışları etkileyip etkilemediği ve erken yaşta cinselliğe merak uyandırıp uyandırmadığı… Araştırmalar, HPV aşısı olan gençlerin riskli cinsel davranışlardan daha çok kaçındığını söylüyor. HPV aşısının ve erken yaşta cinsel sağlık eğitimi almanın cinsel davranışlar üzerindeki etkilerine dair araştırmalar var. HPV aşısının da dahil olduğu diğer cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişim arttığı zaman, ergenlerde erken yaşta cinselliğe dair bir eğilime değil tam tersi daha geç yaşta ve daha güvenli cinselliği önceleyen davranışlara neden olduğu gösterilmiş.

 

Neden aşı ücretsiz olmalı ve ulusal aşı programı kapsamına alınmalı?

Ülkede HPV aşı fiyatları oldukça pahalı. 3 doz ikili HPV aşısının güncel fiyatı 2.085,00 Türk Lirası. Fakat önleyici aşılar evrensel insan hakları bakımından ulaşılabilir ve ücretsiz olmalıdır. Eşitsizlikler nedeniyle birçok toplumsal kesimin aşılara ulaşım sorunları göz önüne alındığında ve aşının en iyi etkisini ergenlik çağında gösterdiğinden HPV aşısı ücretsiz ve okul çağında ulusal aşı programı kapsamına alınmalıdır. HPV’ye bağlı kanser riskiyle karşı karşıya olan gençlerin, 1950’lerde çocuk felci tehdidiyle karşı karşıya kalan çocuklar kadar, hastalıkları önlemeye ihtiyaçları vardır.

Bütün dünyada özellikle kadınların sağlık hizmetine göre ulaşım bakımından ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Bu eşitsizlikler kadınların rahim ağzı kanserinden korunmasında da ciddi sorunlar yaratmaktadır. Rahim ağzı kanserinin önlenmesi kanser tarama programına dahil olmak esas önem taşımaktadır. Fakat kanser tarama programları aşılara göre kanseri önlemede eksik kalmaktadır. Tarama programları olan ülkelerde, dezavantajlı sosyal gruplardaki kadınlar, tarama yapılmayanlar ve tedavi edilmeyenler arasında önemli bir çoğunluğu oluşturmakta. Latin Amerika’da yerli kadınlar, toplumsal ortalamalardan daha düşük tarama kullanım oranlarına sahiptir. Güney Afrika’da, ırk grupları, kentsel ve kırsal yerleşim yerleri ve yüksek ve düşük refah durumu arasındaki rahim ağzı kanseri eşitsizlikleri, farklı tarama kapsamına bağlanmaktadır. Türkiye’de de eşitsizlikler nedeniyle tarama hizmetlerine ulaşamayan yoksul ve dezavantajlı grupların korunması bakımından en azından ikili HPV aşısının okul çağında ulusal aşı programı kapsamına alınması çok önemlidir. Bunun yanında HPV enfeksiyonuna bağlı kanser maliyetleri değerlendirildiğinde de ulusal sağlık hizmetleri bakımından mutlaka bir halk sağlığı hizmeti olarak sunulmalıdır.

Önlenebilir hastalıklarda önleyici hizmetlere ulaşım sağlık hakkıdır ve her insanın hakkıdır. HPV aşısı daha önce de vurgulandığı gibi uzun süreçte koruyucu sağlık hizmeti kapsamına girdiği için bir insan hakkı olarak değerlendirilmelidir.