Ödemişli tarım emekçileri: “Evde oturunca tencere kaynamıyor”

Karantina günlerinde evin balkonundan dışarıyı izlerken bir grup kadın azık yemek sepetleriyle sokakta yürüyorlardı. Bu kadınlar benimle aynı sokakta yaşayan komşularım. Nereden geliyorsunuz, diye sorduğumda tarladan kumpir engelinden ( ekim değil, tarlayı kumpire hazırlama) geliyoruz yanıtını verdiler.

İlk sorum, “Salgın var dışarıda olmaktan korkmuyor musunuz?” oldu. “Ne yapalım, evde oturunca tencere kaynamıyor, ev sahibi kira diyor, elektrik ve su faturaları sırada bekliyor. Bizler birikimi olmayan, hayatı günlük yaşayan, yevmiye ile çalışan tarım emekçileriyiz.” diyerek sorumu yanıtladılar. “Eşleriniz ne yapıyor?” diye sorduğumda, farklı alanlarda çalışan eşlerinin işler durduğundan evde çocuklarıyla ilgilendiklerini söylediler.

“Tarlaya nasıl gidiyorsunuz, araçta ve tarlada çalışırken fiziksel mesafeye dikkat ediliyor mu, çalışma koşulları nasıl?” sorusuna; “Her sırda belirli aralıklarla çapraz olarak oturuyoruz, maskelerimiz yok ancak yüzümüzü tülbent ve eşarplarımızla kapatıyoruz, dayı başları bizi tarlada fiziksel mesafeye dikkat etmemiz konusunda uyarıyorlar.” dediler.

“Bu sohbeti bir yerde yayınlamayı düşünüyorum, isimlerinizi vermemde bir sakınca var mı?” diye sorduğumda, “İsmimizin Ayşe, Fatma vb. olması önemli değil, eğer isimlerimizi açıklarsak işimizden oluruz” dediler. Böylece sohbetimize son verdik.

 

Pazarcı Ramize : “Gelir yok, ev kira”

 Burada da bir arkadaşımdan söz edeceğim. Adı Ramize ikisi üniversitede, birisi ortaöğretimde okuyan 3 çocuğu var. Evin geçimine katkıda bulunmak için Ödemiş pazarda tuhafiye ve saraciye malzemeleri satıyordu. Telefonda anlatmaya başladı. “COVİD-19 salgınından bu yana evde oturuyorum. Eşim de kıraathane işletiyordu. O da kapatmak zorunda kaldı. Ailecek evdeyiz, evimiz kira, farklı şehirlerdeki üniversitelerde okuyan çocuklarımın da evleri kira. Hiçbir gelirimiz kalmadı. Zaten zorlanıyorduk, şu an tükendik. Hiçbir yerden destek alamıyoruz diyerek telefondaki sohbeti sonlandırdı.”