Özgecan Aslan duruşmasına İlerici Kadınlar ve Adalet İçin Hukukçular adına katılan Av. Yelda Koçak Urfa ie ile Av. Fulya Sönmez İleri Haber’in sorularını yanıtladı.

Dün Özgecan Aslan duruşmasına İlerici Kadınlar ve Adalet İçin Hukukçular adına katılan Av. Yelda Koçak Urfa ie ile Av. Fulya Sönmez sorularımızı yanıtladılar.

Özgecan Duruşmasına Adalet İçin Hukukçular ve İlerici Kadınları temsilen katılan iki avukat olarak duruşmanın ilk celsesini bizlere özetler misiniz?

Yelda Koçak: Duruşmanın ilk celsesi cinayet sonrası tüm yurtta verilen tepkinin duruşma salonuna da kısmen yansıması ile başladı diyebiliriz. Şöyle ki duruşma salonunda Türkiye’nin bir çok şehrinden gelen kadın ve erkek avukatların katılımı vardı. Yine adliye önünde de bir çok kadın örgütü de tüm gün tepkilerini dile getirdiği davanın takipçisi olduklarını da gösterdi. Bizler de ilerici kadınlar olarak hem duruşma salonun içinde hem de adliye önünde davayı takip ettik. Duruşma yaklaşık 11 saat sürdü. Duruşma vahşice katledilen Özgecan’ın nasıl bir eziyete maruz kaldığının anlatıldığı bir duruşma olması sebebi ile de takibi manevi olarak yoran ve hepimizi öfkelendiren bir duruşmaydı. Özgecan’ı canice katleden sanıkların duruşma salonundaki rahat ve soğukkanlı anlatımları salondaki herkesin dikkatini çekti. Zira söz alan Özgecan’ın amcası da bu konuya vurgu yaparak bu soğukkanlı ve profesyonelce anlatımlar nedeni ile bugüne kadar faili meçhul kalmış cinayet ve tecavüzlerle ilgili sanıkların bağının araştırılması gerektiğini dile getirdi.

“İDDİANAME KATLİAM SONRASI VERİLEN TEPKİNİN ETKİSİYLE YAZILMIŞ”

Fulya Sönmez: Aynı zamanda Adalet İçin Hukukçular üyeleri olarak takip etmiş olduğumuz davanın iddianamesi son derece dikkat çekiciydi. Katliam sonrası verilen büyük tepkinin etkisiyle yazılmış olduğunu düşünüyoruz.

Çünkü iddianamede sanıklar için alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi ve herhangi bir indirim yapılmaması talep edildi. Suçun işleniş biçimi, suç işlenirken kullanılan yöntem ve araçlar, bir toplu taşıma aracında işlenmiş olması, suçun işlendiği saat, suçun kamu nezdinde yaratmış olduğu tepki ve vermiş olduğu zarar gibi önemli ve bugüne kadar kadın cinayetlerinde görmezden gelinen bu gibi durumların bir iddianamede yer alması son derece önemlidir.

Yelda Koçak: Duruşmada her üç sanığın vermiş olduğu ifadeler bize gösterdi ki Özgecanımızın katledilmesinde üç sanık da rol almış ve cinayeti tasarlayarak işlemişlerdir. Gerek soruşturma aşamasında verilen ilk ifadeler gerekse duruşma salonundaki ifade ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde minibüs sürücüsü Suphi Altındöken ve sonradan olaya dahil olan Fatih Gökçe bir birlerini suçlamakta her ikisi de tecavüz ve cinayetin diğeri tarafından işlendiğini iddia etmektedir. Burada net olan bir husus var ki o da Özgecan’ın hem tecavüze uğradığı hem de vahşice öldürüldüğüdür. Netleşmiştir diyoruz çünkü Adli tıp raporu ve otopsi raporunda Özgecan’ın boynundan ayak parmaklarına kadar olan bedeni kömürleşene kadar yakıldığı için tecavüz bulguları tespit edilememişti ancak sanıkların birbirlerini suçlamak adına yapmış oldukları itiraflarla anlaşıldı ki Özgecan tecavüze de uğramış.

“ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER OLDU”

Bugün yapılan duruşma davanın seyrinde bir değişikliğe yol açacak mı yani yeni bir gelişme oldu mu?

Yelda Koçak: Evet. Çok önemli değişiklikler oldu. Öncelikle cinsel istismar nedeni ile dava açılmayan Fatih Gökçe hakkında cinsel istismardan da dava açılması için C. Başsavcılığına duruşma zaptının gönderilmesine karar verildi. Sanıkların sabıkaları ve bu sabıkları ile cinayet arasındaki bağ bir kez daha açıkça görüldü. Sanık Fatih’in var olan iki sabıkasının da eski eşine uyguladığı şiddet nedeni ile olduğu bizzat sanık tarafından ikrar edildi ve eski eşine uyguladığı şiddetin bahaneleri dile getirilmeye çalışıldı. Yine sanık Suphi Altındöken’in eşi Neslihan’ın tanıklığı çok dikkat çekiciydi. Neslihan 6 yıllık evliliği içerisinde sürekli olarak Suphi’den şiddet gördüğünü ağlayarak anlattı. Suphi’nin sürekli olarak kavga ettiğini hem kendisine hem de başkalarına şiddet uyguladığını söyledi. Her iki sanığın sicilleri ve durumları bize, gereği gibi cezalandırılmayan her kadına yönelik şiddet olayının daha büyüğünü doğurduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

Fulya Sönmez: Aynı zamanda sanık Necmettin Altındöken’in Özgecan’ın kanının bulaştığı araç kılıflarını eve getirip çamaşır makinesinde yıkayarak delilleri karartması, onun da diğer sanıklarla birlikte suçun işlenmesinde aktif rol oynadığını göstermektedir. Yine tanık Neslihan’ın beyanlarından sanık Necmettin Altındöken’in de oğlu Suphi Altındöken tarafından şiddete uğradığı öğrenilmiştir.

“YARGI KATİLLERİ ŞIMARTIYOR”

Duruşma sırasında sanık ve müdafilerinin tutum ve davranışlarını nasıl gözlemlediniz?

Yelda Koçak: Az önce de belirtmiş olduğum gibi öncelikle sanıkların soğukkanlılıkları ve rahatlıkları çok dikkat çekiciydi. O kadar ki savcının sanık Suphi’ye “madem Özgecan ile 100 tl ye götürmek için anlaştınız niye tartıştınız” sorusuna Suphi “onu da siz araştırın” cevabını gösterebilme cüretini gösterdi. Müşteki avukatının sorusuna “iyi dinleyin” diyen Suphi’nin bu rahatlığı mahkeme başkanının da tepkisini çekti. Sanıkların adeta şov yapar gibi dilediği rahatlıkla cevap vermesi ve iddia makamı ve avukatlarla polemiğe girmeye yeltenmesi, bugüne kadar görülen kadın cinayetleri davalarında katilleri şımartan yargının geldiği noktadır. Kadınların en insani ve sıradan davranışlarını dahi haksız tahrik indirimine bahane olarak kabul eden yargının karşısında bugün kendi eliyle büyütmüş olduğu bir katilin soğukkanlılığı vardı diyebilirim. Katil Suphi diğer katil Fatih ifade verirken sürekli güldüğü için mahkeme başkanı tarafından tekrar uyarıldı, mahkeme başkanı Suphi’ye “hayırdır neden sürekli gülüyorsun, ne oluyor rahatsız mısın neden gülüp duruyorsun” diye tepki gösterdi.

Fulya Sönmez: Sanıkların rahat davranış ve sözleri kadar sanık müdafilerinin de savunmalarında kullandıkları eril dil ve müşteki avukatlarına yönelik olarak kullandıkları cümleler hukuk mantığını zorlayıcı nitelikteydi. Sanık Necmettin Altındöken müdafii savunmasında “davanın siyasi hale getirildiğini, müştekilerin adeta ölü sevici hale geldiğini,herkesin Özgecan’ı isyan bahanesi yaptığını, Özgecan’ın ehlibeyt şehidi olduğunu” söyleme cesaretinde bulundu. Yine Cem Garipoğlu davası ile karşılaştırma yaparak baba Necmettin’in masum olduğunu ve hiçbir şeyden haberi olmadığını söyleyerek tahliyesini talep etti. Ayrıca sanık avukatlarından biri tarafından Suphi’ye yönelik “Özgecan gibi bu araçlara binen kadınların cinsel birliktelik teklifinde bulunup bulunmadıklarına ilişkin şoförler arasında yapılan sohbetlerden haberdar mısınız” gibi anlamsız ve temelde çok korkunç bir iddiaya kapı açabilecek bir soru soruldu. Suphi bu soruya hayır yanıtını verdi. Avukatın bu soru ile neyi amaçladığını gerçekten anlamış değiliz. Ancak sanık avukatı TOK araçlarına binen kadınların şoförlere cinsel birliktelik teklifinde bulunduklarına ilişkin bir iddianın arkasına sığınabilecek kadar bütün kadınları aşağılamıştır.

“AKP’LİLERİN TUTUMU KADIN DÜŞMANLIĞIDIR”

Duruşma görülürken adliye önünde de bir hareketlilik vardı bunun sebebi neydi?

Yelda Koçak: Adliye içerisinde AKP’nin 13 yıllık iktidarı boyunca yürütmüş olduğu kadın düşmanı politikalarının sonucu katledilen bir canımızın duruşması görülürken yine AKP’nin kadın örgütü olarak nitelenen KADEM adındaki Erdoğan ailesinin sivil toplum örgütü adliye önünde gelerek orada duruşmayı takip eden kadınlara sataşmıştır. “Özgecan masumdur, siyasete gerek yok” gibi korkunç bir slogan ile adliye önünde yer alan AKP’lilere orada bulunan kadın örgütlerinin tepkisi üzerine araya çevik polis girdi ve AKP’lileri korudu. Adliye bahçesini ısrarla terk etmeyen AKP’lilerin bu tutumu esasında çok temel bir kadın düşmanlığıdır çünkü bir kere bütün kadın cinayetleri politiktir çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur ve bilakis siyasete gerek vardır. Ayrıca Özgecan’ın masum olduğunun sloganlaştırılması masum olmayan kadınların ölümü hak ettiği gibi bir alt yapı taşımaktadır. Özgecan’ın masumluğunu tartışmak kimsenin haddine değildir ve bu tartışma dışıdır. Ancak bunun dillendirilmesi masum olan kadın ile masum olmayan kadın ayrımını gündeme getirmekte ve bir çok kadın katilinin tecavüzcünün sığındığı bir savunmadır. İşte tam da bu nedenle KADEM kadın düşmanıdır ve adliye önünde atılan sloganda da olduğu gibi “KADEM sussun kadınlar konuşsun”.

Fulya Sönmez: Sanık Suphi’nin avukatı, duruşma salonundaki saldırganlığını verilen arada adliye bahçesinde duruşmanın sonucunu bekleyen kadınlara da adliye balkonundan hakaretler ederek devam ettirdi. Kadınlara yönelik bir avukatın adliye balkonundan sataşmasını gerçekten bir avukat olarak anlamış değilim, bunun bir tek açıklaması olabilir kadınları kışkırtmak ve polisi kadınlara saldırtmak. Savunma hakkının değeri tartışmasızdır ancak savunmanın da bir sınırı vardır ve hepimizin bildiği bir kural vardır ki avukat müvekkili ile özdeşleşmemelidir. Umuyoruz ki meslektaşımızın da öyle bir niyeti yoktur.

“TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Özgecan duruşmasından sonra bu davanın seyri ile ilgili bir öngörünüz var mı?

Fulya Sönmez: Özgecan cinayetinin sonrasında tüm ülkede yükselen tepki, hukuk kurumlarının ve kadın örgütlerinin Özgecan davasının takipçisi olacağı yönündeki irade bu davanın seyrini etkilemiştir ve kararı da etkileyecektir. Nasıl ki Özgecan cinayeti sonrası gösterilen tepki kadın cinayetlerine yönelik duyarlılığı artırdı ise buradan çıkacak karar da örnek bir karar olacaktır. Üzülerek belirtmek isteriz ki duruşmanın devam ettiği saatlerde bile gencecik bir kadının katledildiği ülkemizde mahkeme kararları tek başına bir işe yaramayacaktır. Kadın erkek eşitliğinin, insanca yaşamın tesis edilmediği bir ortamda kadınlar için de gerçek adalet gelmeyecektir. Duruşmanın ertelendiği 9 Eylül 2015 tarihinde davanın karara çıkma olasılığı bulunmaktadır ve dosyanın şu aşamadaki durumu sanıklara üst sınırdan ceza verilmesini ve her hangi bir indirim yapılmamasını gerektirmektedir. Takipçisi olmaya devam edeceğiz. (İleri – Haber Merkezi)