“8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 164 yıl önce Amerika’da, “8 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret, annelik izinleri, sendikalaşma hakkı” talebiyle greve çıkan dokuma işçisi kadınların bizlere mirasıdır. Ve bu mirasın gücüyle, tüm dünyada milyonlarca birlikte direniyor; eşit, özgür ve insanca bir yaşam için mücadele etmeye devam ediyoruz. Bize dayatılan baskıyı, karanlığı ve geleceksizliği reddediyor, hep birlikte umutla, dayanışmayla, akılla, vicdanla kuracağımız adil bir dünya olduğunu biliyoruz.

İKM – Diyarbakır 8M2021

BİZ KADINLAR;

Pandemi ve ekonomik krizle mücadele ederken bir yandan da AKP/Saray rejiminin baskıları ve erkek şiddetine direnerek emeğimiz, bedenimiz ve hayatımız için mücadele etmekten vazgeçmedik.

Toplumun yeniden üretilmesi ve yaşamın sürdürülebilmesinde kadınlara yüklenen sorumluluklar salgın döneminde daha da arttı; ekstra bakım, ekstra hijyen! Dışarıdan alınmayan tüm hizmetlerin evdeki varlığı görünür oldu. Emeğimizin sömürülmesine, tüm ev ve bakım işlerinin tek sorumlusu olarak görülmemize karşı ve görünmeyen emeğimizin görünür kılınması için Ayaktayız!

 

İstanbul – 8M2021

Kadın istihdamının artırılmasını ve düşük ücret uygulamasına son verilmesini istiyoruz. Ülkenin her yerinde emeği, alınteri için mücadele eden tüm kadınların yanındayız. İşten ilk çıkartılanların kadınlar olmasına, kadın emeğinin değersiz görülmesine, yosulluk dayatmasına karşı Ayaktayız!

Uzaktan çalışma ile bir yandan yüksek performans beklentisini karşılamaya çalışarak aynı anda ev işlerinin tüm yükünü çekmek istemiyoruz. Sokağa çıkıp hakkımızı aradığımızda bize dayatılan devlet şiddetine karşı sesimizi yükseltiyoruz, Ayaktayız!

 

Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyuma, Sinbo SML ve Migros işçileri ile birlikte emek sömürüsüne, kod-29 uygulamasına karşı biz kadınlar Ayaktayız!

Gözaltında çıplak arama bir işkence, insan hakları suçu iken yaşadığımız işkenceyi anlatamadığımız için ‘onursuz gurursuz’ sayılmayı asla kabul etmiyoruz.

Özlem Zengin’in cinsiyetçi ve ayrımcı açıklamalarında gördüğümüz gibi iktidarın sesinin cinsiyeti yok. Cinsiyetçi politika üreten herkese karşı Ayaktayız!

Polis şiddeti ile gözaltına alınıp kadına şiddet uygulayanlara takılmayan elektronik kelepçe ile ev hapsine çarptırılan, tutuklanan yine biziz. 6284’ü uygulayın!

Biz, İstanbul Sözleşmesi etkin uygulansın derken pandemi önlemleri bahane edilerek kanunun şiddetten korunma maddeleri göz ardı edilerek, sığınma evlerinin kapatılması iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadeleyi dikkate almadığı, aksine şiddeti körüklediğini izlediği politikalardan görüyoruz. Kadın düşmanlarına karşı Ayaktayız!

Hayatın her alanında şiddetin her türü ile mücadele eden bizler LGBTİ+’lara yönelen şiddete ve ayrımcı söylemlere karşı Ayaktayız!

“8 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret, annelik izinleri, sendikalaşma hakkı” talepleri çerçevesinde 8 Mart 1857’de direnişin fitilini ateşleyen Newyork’lu kadın işçilerin yükselen direnişidir. Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, Uluslararası Kadınlar Günü olarak ilan edilmiştir.

Her yıl 8 Mart, tüm kadınların evde, işte, okulda, sokakta, meydanlarda özgürlüğü için, hakları için, yaşamı için mücadelesini gösterdiği bir dayanışma ve mücadele günü olmuştur.

Biz kadınlar, emek sömürüsüne, ücret adaletsizliğine, işsizliğe, mobbinge, yoksulluğa, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, erkek-devlet şiddetine, kadın cinayetlerine, nefret söylemlerine, homofobiye, ırkçılığa, cinsel istismara, kadın bedeninin metalaştırılmasına, adaletsizliğe, kadın ve LGBTİ+ düşmanlarına, faşizme karşı hep birlikte haykırıyoruz: AYAKTAYIZ!

Hayatımızı, emeğimizi savunmak için meydanlardayız.

Yaşasın Kadın Dayanışması!

Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!