Kadınlar yaşamı, özgürlüğü ve laikliği savunmaktan vazgeçmeyecek!

Yeni yıla girdiğimizden bu yana yaşanan gelişmeleri endişeyle izliyoruz. OHAL bahanesiyle muhalif kesimlere yönelen baskı ve zor artarak devam ediyor. Milletvekillerinin ve barış isteyen akademisyenlerin tutuklanması ile ilerleyen süreç birçok gazetecinin tutuklanması ve muhalif yayın organlarının kapatılması ile devam etti. OHAL’e rağmen bombalar patlamaya ve eli kanlı katiller sokakta dolaşmaya devam ediyor. Reina saldırısının gerçekleşme biçimi ve sonrasında saldırganların elini kolunu sallayarak ortadan kaybolması OHAL’in salt muhalif kesimlere yönelmiş bir baskı aracı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Son bir hafta içerisinde ise hükümet karşıtı söylemleri nedeniyle Ahmet Şık’ın, Barbaros Şansal’ın ve laiklik talep eden gençlerin hızla tutuklanmasına rağmen Reina saldırganları yakalanamadan bir hafta içerisinde yeniden İzmir’de bir terör saldırısı yaşanması dehşet vericidir.

Barbaros Şansal’ın iade ediliş ve tutuklanma süreci ile laiklik için çağrı yapan Halkevci gençlerin tutuklanma süreci var olan şiddet düzenine farklı bir boyut katmıştır. Bu süreçte tutuklama süreci bizzat iktidar yanlısı yayın organları ve sosyal medya trollerinin hedef göstermesi ile başlamıştır. Özellikle sosyal medyada kendisini ‘adalet dağıtıcısı’ gören gerici faşist bir güruh tarafından Halkevci gençlerin hedef gösterilmesi ve emniyetin bu güruhun hedef gösterdiği kişilere kovuşturma başlatması linç kültürünü kutsayan ve şiddeti sıradanlaştıran bir hamledir. Benzer bir şekilde sosyal medyada ifade ettiği düşünceleri üzerine hedef gösterilen Barbaros Şansal’ın linç girişimine maruz kalması, iktidarın kolluk kuvvetlerinin ve yargının dışında gerici ve faşist bir güruhu muhalif kesimleri susturmak için devreye sokacağının bir göstergesidir. Barbaros Şansal’ın eşcinsel kimliğine, kişiliğine hakaret eden, hedef gösteren kişiler, yayın organları ve linç girişiminde bulunanlar nefret suçu işlemişlerdir, fakat haklarında hiçbir cezai işlem yapılmamıştır. Kin ve nefret söylemiyle, devleti arkasına alarak linç girişiminde bulunanların hesap vermesi gerekirken Barbaros Şansal’ın “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlaması ile tutuklanması kabul edilemez.

Sokakta, yaşadığı yerde ya da sosyal medyada hükümet karşıtı, muhalif düşüncelerini ifade ettiği için ‘had bildirmeye’ kalkışanlarla Ayşegül Terzi’ye tekme atanlar aynı zihniyetin ürünüdür. Sokakta şiddete, lince dönüşen her türlü kin ve nefret söyleminin hedeflerinden biri de yine kadınlar olacaktır. Kadınlar; ne giyeceği, nasıl davranacağı, kaçta nerde olacağını dikte etmeye, kadın bedenine müdahale etmeye çalışan bir hükümetin yarattığı gerici, faşist güruhun tehditlerine boyun eğmeyecektir. Nefret suçu işleyenler ve linç girişiminde bulunanlar derhal adalet önünde hesap vermelidir. Düşüncelerini ifade ettiği, gazetecilik yaptığı ve anayasada yer alan bir ilkeyi, laikliği savunduğu için tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır.

2017-10-09T12:30:15+00:00 8 Ocak, Pazar, 2017|Basın Açıklamaları|